24 Haziran 2026 Çarşamba

Karadut şarkısının hikayesi

Önce edebiyat dünyasında, ardından müzik sektöründe efsaneleşen Karadut, sözlerine bakıldığında bir eşe yazılmış gibi durmakta. Amma velakin aşk dolu dizelerin bir eşe değil yasak aşka yazıldığını biliyor muydunuz?

Usta şair Bedri Rahmi Eyüboğlu imzalı Karadut şiirinin uzun yıllar eşine yazıldığı zannedildi. Fakat şairin yaşadığı yasak aşk ortaya çıkınca şiirin gerçek hikayesi de belirginleşti. Üstelik bu kısa sayılacak yasak aşk hikayesi, yalnızca Karadut şiiriyle de sınırlı değildi.

Yeni evlenmiş, çocuk sahibi olmuş ve Güzel Sanatlar Akademisinde asistanlık yapan gözde bir adam: Bedri Rahmi Eyüboğlu. Akademinin heykel bölümüne misafir olarak gelen, güzelliğiyle dikkat çeken bir öğrenci: Mari Gerekmezyan.

İkili arasındaki güçlü çekim, kısa sürede yasak bir aşka evrilir. İlişkinin ömrü birkaç yılla sınırlı kalsa da, geride etkisi günümüze kadar devam edecek bir hikaye ve bu hüzünlü aşk özelinde ortaya çıkmış sanat eserleri kalır. Tutkulu aşk, Mari’ye Bedri Rahmi’nin büstünü yaptırır. Bedri Rahmi ise Mari’nin portrelerini yapıp Karadut şiirini yazar.

Mari, 40’lı yılların öldürücü hastalığı tüberküloza yakalanır. Tedavi görecek parası yoktur. Yasak aşk yaşaması ve Ermeni olması nedeniyle hem ailesi, hem sanat çevresi hem de toplum tarafından dışlanıp yok sayılınca ürettiği eserlerden gelir elde edebilmesi mümkün olmaz. Bedri Rahmi, paha biçilmez tablolarını haraç mezat satıp kendisine yardım etmeye çalışır. Ancak Mari, 1947 yılında henüz 34 yaşındayken hayata gözlerini yumar.

Bu acıklı aşkın meyvesi Karadut şiiri, farklı türde bestelerle müzik dünyasında da yerini alır. İsmet Nedim Saatçi imzalı ilk beste, hafif Türk Sanat Müziği tarzındadır ve çok popüler olmaz. Fatih Kısaparmak ve Cem Karaca’nın etkili besteleri ve yorumlarıysa geniş kitlelere ulaşır. Gülden Karaböcek’te kendine has bir yorumla şarkıya can verir.






17 Haziran 2026 Çarşamba

Johnny Cash - One Piece at a Time şarkısının hikayesi

Country müziğin en büyük efsanelerinden Johnny Cash’in birçok şarkısında ilgi çekici gerçek ve kurgusal hikayeye yer verilmiştir. Ancak sanatçının 1976 yılında Tennessee Three grubuyla kaydedip yayınladığı öyle bir şarkısı var ki, hikayesi son derece ilginç ve eğlenceli. İşte o sıra dışı şarkının yani One Piece at a Time’ın hikayesi.


Şarkıda bir işçinin hikayesi anlatılır. Bu işçi, Kentucky’den Detroit’e gelip Cadillac fabrikasında montaj hattında çalışmaya başlar. Kendisine önünden geçen lüks arabaların tekerlek bijonlarını sıkma görevi verilir. Bu araçlar, zenginler için hazırlandığından hiçbir zaman böyle bir Cadillac’a sahip olamayacağını düşünür. Fakat bir gün aklına oldukça enteresan bir fikir gelir: Fabrikadan teker teker çalacağı parçalarla Cadillac sahibi olmak!


Büyük bir sabır ve dikkat isteyen planına başlayan işçi, küçük parçaları cebine ve beslenme çantasına koyarak çalar. Büyük parçaları ise iş arkadaşının aracına saklayarak çıkarır. Aradan 24 yıl geçtiğinde artık bütün parçalar hazırdır. Parçaları birleştirip ortaya bir Cadillac çıkarsa da, araba fazlasıyla şekilsizdir. Çünkü 1953 model motor ve 1973 model kaporta gibi farklı yılların parçaları, farklı kapı ve farlar, ortaya tuhaf bir görüntü çıkarmıştır.


İşçi, tüm alaycı bakışlara karşın aracını çalıştırıp kasabada sürer. Tüm şüphelerine karşın karısı da araca binmek ister. Cadillac’ını üzerine kaydettirebilmek için adliyeye gider. Ancak kontrollerde aracın ağırlığını ve modelini tespit edebilmek mümkün olmaz. Şarkı, arabanın modeli nedir sorusuna verilen eğlenceli cevapla son bulur: bu 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59 model bir otomobil, bu 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70 model bir otomobil...


Country sanatçısı Wayne Kemp tarafından yazılıp bestelenen kara mizah dolu şarkı, Johnny Cash ve grubu Tennessee Three’ye büyük başarılar kazandırdı. Şarkı, Bilboard Hot Country Singles listesinde 1 numaraya çıktı ve Bilboard Hot 100 listesinde de 29 numarada yer aldı. Hit şarkıda geçen tüm Cadillac modellerine sahip olan araba tamircisi Bruce Fitzpatrick, tarife uygun şekilde hayali ucube arabayı hayat geçirip Johnny Cash’e hediye etti.



10 Haziran 2026 Çarşamba

Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın şarkısının hikayesi

Kendisini şiire adamış ve Türk edebiyatının en sevilen şairlerinden biri olmayı başarmış Ümit Yaşar Oğuzcan ile 1920’li yıllardan itibaren besteleri ve icralarıyla Klasik Türk Müziği’ne yön vermiş ustalardan Münir Nurettin Selçuk’u bir araya getiren ölümsüz bir eser: Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın.


Hüzünlü ve melankolik ruh hali, geçirdiği ameliyatlar ve kekemelik sorunu, Oğuzcan’ı birçok kez intihar teşebbüsüne sürüklemiştir. Ancak bu teşebbüslerin tamamında başarısız olmuştur. Belki de intiharı, dikkat çekmek için kullanmıştır. Şairin hayatının bir parçası haline gelen bu olumsuzluk, ne yazık ki beklemediği bir yerden tarifsiz ve kapanmaz bir yara alması sonucunu doğurmuştur.


Ailesi, evliliğin Ümit Yaşar’ın ruh halinin toparlanmasına yardımcı olacağını düşünse de yanılırlar. Evlenen ve iki oğlu olan Ümit Yaşar’ın kasveti, ailesine de yansır. Babasının durumundan fazlasıyla etkilenen oğlu Vedat, Galata Kulesi’nden aşağıya atlayarak canına kıyar. Hatta üzerinde bir not bulunduğu ve şöyle yazdığı da iddia edilir: “Baba, öyle intihar edilmez. Böyle edilir.” yazmaktadır.


Vedat ölüm şekliyle, belki de babasının kendisine yaşattıklarından intikam almıştır. Bu acı kayıp, Ümit Yaşar’ın eserlerine de yansır. Birçok okuyucunun kaybedilen bir sevgiliye yazıldığını düşündüğü şiir Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın da aslında şairin oğlu için yazdığı dizelerdir:

“Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın,

Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın,

Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı;

Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın.”


Şiirden son derece etkilenen Münir Nurettin Selçuk, eseri kürdilihicazkar makamında besteleyerek Türk Sanat Müziği klasikleri arasına girmesini sağlar. Şarkıyı kendisinin yanı sıra oğlu Timur Selçuk, Ahmet Özhan, İnci Çayırlı, Edip Akbayram ve Nükhet Duru gibi önemli sesler de seslendirir.



8 Haziran 2026 Pazartesi

Erol Evgin - İçimdeki Fırtına şarkısının hikayesi

Birlikte imza attıkları her işle adım adım zirveye yükselen, Türk pop müziğinin üç önemli figürü: piyanosunun başında eşsiz bestelere imza atan Melih Kibar, bir elmanın diğer yarısı gibi o bestelere unutulmaz sözler yazan Çiğdem Talu ve kadife sesiyle o şarkıları ölümsüzleştiren Erol Evgin. Bu muazzam üçlü, Bir de Bana Sor, İşte Öyle Bir Şey ve Söyle Canım gibi birbirinden değerli eserlere can verdi. O değerli eserlerden biri de şüphesiz ki İçimdeki Fırtına.


Besteleriyle ses getiren Melih Kibar, kimya mühendisliği eğitimini de sürdürür. Yüksek lisans eğitimi için babasıyla birlikte Londra’ya gider. Gittikleri ilk gece oldukça şiddetli bir fırtınaya yakalanırlar. Sıkılıp binada dolaşırken şans eseri bir piyano bulur. O anda hissettiği korkuyu ilhama dönüştürüp notalara döker. Yaptığı besteyi, yanında getirdiği kayıt cihazına kaydeder. Babası aracılığıyla kaseti, İstanbul’da bulunan Çiğdem Talu’ya gönderir.


Bestenin nasıl ortaya çıktığına dair hiçbir bilgiye sahip olmayan Çiğdem Talu, müziğin kendisine hissettirdikleriyle şarkının sözlerini yazar. Sözleri, Melih Kibar’a bir mektupla postalar. Mektubu alıp şarkının sözlerini gören Melih Kibar şok geçirir. Telefonla Çiğdem Talu’yu arar ve bestenin nasıl ortaya çıktığını anlatır. Gözyaşlarına boğulurlar. Ruh ikizlerinin birbirlerini habersizce tamamladıkları bu eser, iki usta ismin her zaman birlikte anılmasını sağlar.


Düzenlemesi Timur Selçuk tarafından yapılan İçimdeki Fırtına, ilk olarak 1978 yılında Erol Evgin tarafından seslendirilir. Eser, Erol Evgin’in 1979 yılında yayınlanan İstanbul Şehri isimli longplay albümünde de yer alır. Albümde yer alan 11 eserin tamamının bestesi Melih Kibar’a, sözleriyse Çiğdem Talu’ya aittir. Evgin, 1991 yılında çıkardığı Erol Evgin ile Yeniden isimli kasetinde de İçimdeki Fırtına’ya yer verir. Ayrıca 2019'da yayınlanan Altın Düetler 2 albümünde şarkıyı Ajda Pekkan'la birlikte seslendirir.



1 Haziran 2026 Pazartesi

Paul McCartney - Martha My Dear şarkısının hikayesi

The Beatles grubunun 1968 yılında yayınladığı White Album, beğeni toplayan ve kayıt sürecinde yaşananlar nedeniyle oldukça ses getiren bir albüm oldu. Özellikle bir şarkının kaydı, diğer şarkılara göre çok farklı bir biçimde gerçekleştirildi. Paul McCartney imzalı Martha My Dear şarkısı, kayıt biçiminin yanı sıra şaşırtıcı hikayesiyle de ilgi çekmeyi başardı.


Önce şarkının kayıt aşamasına değinelim. Albüm kaydedilirken grup üyeleri arasında çok ciddi sürtüşmeler bulunmaktaydı. Dolayısıyla çoğu şarkının kaydı, problemli ve stresliydi. Bu durum, Martha My Dear kaydedilirken ayyuka çıktı. Şarkının kaydına besteci McCartney dışında grubun hiçbir üyesi katılmadı. McCartney, şarkıyı seslendirmekle beraber piyano, bas gitar ve davul icralarını da gerçekleştirip esere tek başına hayat verdi.


Peki neydi şarkıyı ilginç kılan? Martha My Dear, fazlasıyla değişken bir ritme sahip olduğundan tek kişi tarafından çalınıp söylenmesi zor bir eserdi. Ancak icracı, işin üstesinden geldi. Şarkının hikayesine dönecek olursak, en büyük şaşkınlık şarkının kim için yazıldığıyla alakalı. Dinleyenlerin ilk çıkarımı, şarkıda bahsedilen Martha’nın McCartney’nin sevgilisi olabileceğiydi. Gerçekse bambaşkaydı.


Yıl 1965. Paul McCartney, hayatında ilk kez evcil bir hayvan sahiplenmeye karar verir. Onu bu karara iten çok yalnız ve sıkıntılı bir dönem yaşıyor oluşudur. Yavru bir eski İngiliz çoban köpeği (Bobtail) sahiplenir. Elde ettiği karşılıksız ve çıkarsız sevgi, McCartney’ye iyi gelir. Oluşan güçlü bağı ve duyduğu minneti dillendirdiği bir şarkı besteler. Hikayesini bilmeyenlerin bir kadına yazıldığını düşündükleri şarkı, esasen sevimli ve sadık bir dosta yazılmıştır. 15 yaşında hayata gözlerini yuman Martha, yaslı McCartney’yi geride bıraktığı yavrularıyla teselli etti.