10 Haziran 2026 Çarşamba

Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın şarkısının hikayesi

Kendisini şiire adamış ve Türk edebiyatının en sevilen şairlerinden biri olmayı başarmış Ümit Yaşar Oğuzcan ile 1920’li yıllardan itibaren besteleri ve icralarıyla Klasik Türk Müziği’ne yön vermiş ustalardan Münir Nurettin Selçuk’u bir araya getiren ölümsüz bir eser: Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın.


Hüzünlü ve melankolik ruh hali, geçirdiği ameliyatlar ve kekemelik sorunu, Oğuzcan’ı birçok kez intihar teşebbüsüne sürüklemiştir. Ancak bu teşebbüslerin tamamında başarısız olmuştur. Belki de intiharı, dikkat çekmek için kullanmıştır. Şairin hayatının bir parçası haline gelen bu olumsuzluk, ne yazık ki beklemediği bir yerden tarifsiz ve kapanmaz bir yara alması sonucunu doğurmuştur.


Ailesi, evliliğin Ümit Yaşar’ın ruh halinin toparlanmasına yardımcı olacağını düşünse de yanılırlar. Evlenen ve iki oğlu olan Ümit Yaşar’ın kasveti, ailesine de yansır. Babasının durumundan fazlasıyla etkilenen oğlu Vedat, Galata Kulesi’nden aşağıya atlayarak canına kıyar. Hatta üzerinde bir not bulunduğu ve şöyle yazdığı da iddia edilir: “Baba, öyle intihar edilmez. Böyle edilir.” yazmaktadır.


Vedat ölüm şekliyle, belki de babasının kendisine yaşattıklarından intikam almıştır. Bu acı kayıp, Ümit Yaşar’ın eserlerine de yansır. Birçok okuyucunun kaybedilen bir sevgiliye yazıldığını düşündüğü şiir Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın da aslında şairin oğlu için yazdığı dizelerdir:

“Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın,

Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın,

Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı;

Beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın.”


Şiirden son derece etkilenen Münir Nurettin Selçuk, eseri kürdilihicazkar makamında besteleyerek Türk Sanat Müziği klasikleri arasına girmesini sağlar. Şarkıyı kendisinin yanı sıra oğlu Timur Selçuk, Ahmet Özhan, İnci Çayırlı, Edip Akbayram ve Nükhet Duru gibi önemli sesler de seslendirir.



8 Haziran 2026 Pazartesi

Erol Evgin - İçimdeki Fırtına şarkısının hikayesi

Birlikte imza attıkları her işle adım adım zirveye yükselen, Türk pop müziğinin üç önemli figürü: piyanosunun başında eşsiz bestelere imza atan Melih Kibar, bir elmanın diğer yarısı gibi o bestelere unutulmaz sözler yazan Çiğdem Talu ve kadife sesiyle o şarkıları ölümsüzleştiren Erol Evgin. Bu muazzam üçlü, Bir de Bana Sor, İşte Öyle Bir Şey ve Söyle Canım gibi birbirinden değerli eserlere can verdi. O değerli eserlerden biri de şüphesiz ki İçimdeki Fırtına.


Besteleriyle ses getiren Melih Kibar, kimya mühendisliği eğitimini de sürdürür. Yüksek lisans eğitimi için babasıyla birlikte Londra’ya gider. Gittikleri ilk gece oldukça şiddetli bir fırtınaya yakalanırlar. Sıkılıp binada dolaşırken şans eseri bir piyano bulur. O anda hissettiği korkuyu ilhama dönüştürüp notalara döker. Yaptığı besteyi, yanında getirdiği kayıt cihazına kaydeder. Babası aracılığıyla kaseti, İstanbul’da bulunan Çiğdem Talu’ya gönderir.


Bestenin nasıl ortaya çıktığına dair hiçbir bilgiye sahip olmayan Çiğdem Talu, müziğin kendisine hissettirdikleriyle şarkının sözlerini yazar. Sözleri, Melih Kibar’a bir mektupla postalar. Mektubu alıp şarkının sözlerini gören Melih Kibar şok geçirir. Telefonla Çiğdem Talu’yu arar ve bestenin nasıl ortaya çıktığını anlatır. Gözyaşlarına boğulurlar. Ruh ikizlerinin birbirlerini habersizce tamamladıkları bu eser, iki usta ismin her zaman birlikte anılmasını sağlar.


Düzenlemesi Timur Selçuk tarafından yapılan İçimdeki Fırtına, ilk olarak 1978 yılında Erol Evgin tarafından seslendirilir. Eser, Erol Evgin’in 1979 yılında yayınlanan İstanbul Şehri isimli longplay albümünde de yer alır. Albümde yer alan 11 eserin tamamının bestesi Melih Kibar’a, sözleriyse Çiğdem Talu’ya aittir. Evgin, 1991 yılında çıkardığı Erol Evgin ile Yeniden isimli kasetinde de İçimdeki Fırtına’ya yer verir. Ayrıca 2019'da yayınlanan Altın Düetler 2 albümünde şarkıyı Ajda Pekkan'la birlikte seslendirir.



1 Haziran 2026 Pazartesi

Paul McCartney - Martha My Dear şarkısının hikayesi

The Beatles grubunun 1968 yılında yayınladığı White Album, beğeni toplayan ve kayıt sürecinde yaşananlar nedeniyle oldukça ses getiren bir albüm oldu. Özellikle bir şarkının kaydı, diğer şarkılara göre çok farklı bir biçimde gerçekleştirildi. Paul McCartney imzalı Martha My Dear şarkısı, kayıt biçiminin yanı sıra şaşırtıcı hikayesiyle de ilgi çekmeyi başardı.


Önce şarkının kayıt aşamasına değinelim. Albüm kaydedilirken grup üyeleri arasında çok ciddi sürtüşmeler bulunmaktaydı. Dolayısıyla çoğu şarkının kaydı, problemli ve stresliydi. Bu durum, Martha My Dear kaydedilirken ayyuka çıktı. Şarkının kaydına besteci McCartney dışında grubun hiçbir üyesi katılmadı. McCartney, şarkıyı seslendirmekle beraber piyano, bas gitar ve davul icralarını da gerçekleştirip esere tek başına hayat verdi.


Peki neydi şarkıyı ilginç kılan? Martha My Dear, fazlasıyla değişken bir ritme sahip olduğundan tek kişi tarafından çalınıp söylenmesi zor bir eserdi. Ancak icracı, işin üstesinden geldi. Şarkının hikayesine dönecek olursak, en büyük şaşkınlık şarkının kim için yazıldığıyla alakalı. Dinleyenlerin ilk çıkarımı, şarkıda bahsedilen Martha’nın McCartney’nin sevgilisi olabileceğiydi. Gerçekse bambaşkaydı.


Yıl 1965. Paul McCartney, hayatında ilk kez evcil bir hayvan sahiplenmeye karar verir. Onu bu karara iten çok yalnız ve sıkıntılı bir dönem yaşıyor oluşudur. Yavru bir eski İngiliz çoban köpeği (Bobtail) sahiplenir. Elde ettiği karşılıksız ve çıkarsız sevgi, McCartney’ye iyi gelir. Oluşan güçlü bağı ve duyduğu minneti dillendirdiği bir şarkı besteler. Hikayesini bilmeyenlerin bir kadına yazıldığını düşündükleri şarkı, esasen sevimli ve sadık bir dosta yazılmıştır. 15 yaşında hayata gözlerini yuman Martha, yaslı McCartney’yi geride bıraktığı yavrularıyla teselli etti.