4 Şubat 2026 Çarşamba

Ali Ekber Çiçek - Haydar Haydar türküsünün hikayesi

Erken yaşta yetim kalan Zeynel Abidin, saz çalma ve deyiş söyleme yeteneğiyle parlar ve Aşık Pervane adıyla tanınır. Hacı Bektaş Dergahında uzun yıllar hizmet verip dürüstlüğü ve çalışkanlığıyla göze girer. Şeyhi Cemaleddin Efendi, sadık müridine Sıdkı Baba ismini verir.

Sıdkı Baba, yazdığı dokuz kıtalık bir deyişin sekizinci kıtasında mahlaslarını alma hikayelerine atıfta bulunur:

“On dört yıl dolandım pervanelikte

Sıdkı ismi buldum divanelikte

Sundular aşk meyin mestanelikte

Kırkların ceminde dara düş oldum.”


Büyük halk ozanı Ali Ekber Çiçek, deyişin sadece iki kıtasını kullanıp ve çeşitli değişiklikler yaparak başyapıtlarından biri olarak gösterilen Haydar Haydar türküsünü besteledi. Türkünün ismi Haydar Haydar, Sıdkı Baba’nın deyişinde geçmemekte. Nakaratlarda karşımıza çıkan bu bölüm, Hz. Ali’ye yiğit ve aslan anlamına gelen lakabıyla atıfta bulunmak için kullanılmış.

Türkünün ilk kıtası, aslında deyişin sekizinci kıtası kullanılarak yazıldı. Deyişteki dizelerde değişiklikler yapıldı:

On dört yıl dolandım pervanelikte – > On dört bin yıl gezdim pervanelikte

Sıdkı ismi buldum divanelikte – > Sıdkı ismin buldum divanelikte

Sundular aşk meyin mestanelikte – > İçtim şarabını mestanelikte

Kırkların ceminde dara düş oldum. – > Kırkların ceminde dara düş oldum.


Türkünün ikinci ve son kıtasıysa deyişin beşinci kıtası kullanılarak yazıldı. Bu sefer dizelerdeki değişiklikler kelimeyle sınırlı kalmadı. Sıdkı Baba’nın:

“Ben Adem’den evvel çok geldim gittim

Yağmur olup yağdım, ot olup bittim

Bülbül olup Firdevs bağında öttüm

Bir zaman gül için hara düş oldum.” şeklindeki dizeleri Ali Ekber Çiçek türküsünde:

“Güruh-u Naci’ye özümü kattım

İnsan sıfatında çok geldim gittim

Bülbül oldum Firdevs bağında öttüm

Bir zaman gül için zare düş oldum.” şeklinde yer aldı.


İlk kıtada Sıdkı Baba’nın müritlik yolculuğuna değinilir. İkinci kıtadaysa tasavvufi bir dille Kamil ve arınmış insan olma ve mürşide duyulan özlemden bahsedilir. Yaklaşık üç sene süren oldukça uzun bir besteleme sürecinin ardından ortaya çıkan eserin, icrası en zor türkülerden biri olarak gösterildiğini eklemekte de yarar var.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder