24 Şubat 2026 Salı

Ada Sahillerinde Bekliyorum şarkısının hikayesi

Türk Sanat Müziği klasikleri arasında yer alan hicaz makamındaki Ada Sahillerinde Bekliyorum, ritmi nedeniyle keyifli ve neşeli bir şarkı olarak anılsa da aslında oldukça hüzünlü bir hikayeye sahip. Hikayede sınıf farklılığı nedeniyle kavuşamamış iki aşık anlatılıyor.


Şarkının sözlerinin kime ait olduğu bilinmiyor. Bestenin Musullu Hafız Şaşı Osman Efendi’ye ait olabileceğine dair çeşitli rivayetler bulunmakla birlikte ortada net bir kanıt yok. Dolayısıyla genel kanı, eserin bestesinin de güftesinin gibi anonim olduğu yönünde. Necmi Rıza Ahıskan’ın eşsiz yorumuyla parlayan şarkının Arapça ve Yunanca versiyonları da mevcut.


Şarkının hikayesine geri dönelim. Zengin bir ailenin kızı olan Şadiye Hanım, Büyükada'da Suat Bey’le tanışır ve aşk yaşamaya başlar. Suat, Şadiye’yi ailesinden ister. Ancak fakir bir aileden gelmesi nedeniyle reddedilir. İki genç birbiriyle mektuplaşmaya devam eder. Şadiye sevdiği adamla evlenebilmek için ailesine bastırırken Suat ümidini yitirir.


Oldukça fırtınalı bir gecede Suat, denize doğru yürüyüp gözlerden kaybolur. Halbuki Şadiye en sonunda ailesini evlenmeye razı etmiş ve Suat’a durumu bildiren bir mektup göndermiştir. Ne yazık ki mektup, Suat’ın canına kıydığı günün ertesinde evine ulaşır. Önce şiir olarak yazılan, ardından şarkılaştırılan sözler, geniş kitlelere yayılır. Hikayesini öğrendikten sonra dinlemek ister misiniz?



11 Şubat 2026 Çarşamba

Leonard Cohen - You Want It Darker şarkısının hikayesi

Leonard Cohen, yeni nesiller tam anlamıyla keşfedemese de Y kuşağı ve öncesi için çok değerli bir besteci ve yorumcu. Belki de en tartışmalı ve vurucu şarkılarından biri olan You Want It Darker’ı tüm kuşaklara hitap edecek bir dönemde, 2016 yılında yayınladı.

You Want It Darker, sözleri incelendiğinde pek de iyiymiş gibi görünmeyen bir Tanrı’ya karşı beslenen öfke, isyan, reddediş ve ölüme teslimiyeti anlatan kasvetli bir şarkı. Hikayesi incelendiğindeyse şarkının çok derin bir veda olduğunu anlamak mümkün hale geliyor. Öğrenmek ister misiniz?


O zaman hikayeye vurucu bir başlangıç yapalım. Şarkının yer aldığı albüm, 2016 yılının Ekim ayında dinleyicilerle buluştu. Leonard Cohen, albüm yayınlandıktan sadece 17 gün sonra öldü. Sanki şarkıyla vedasını yapmış ve ardından beklediği ölüme teslim olmuş gibi görünmüyor mu?

Şarkının başlangıcı oldukça sert ve isyankar:

“Eğer kartları dağıtan sensen, oyundan çekiliyorum

Eğer şifacı sensen, demek ki sakat ve yaralıyım

Eğer zafer seninse, benimki utanç olmalı

Daha karanlık istiyorsun, ışığı söndürüyoruz.”

Tevrat, İncil ve dini geleneklere ciddi göndermeleri olan şarkının ikinci kısmında Tanrı’nın insanlık için hiçbir faydası olmadığına değiniliyor:

“Yüceltilmiş ve mübarek kılınmış olsun senin kutsal ismin

Değersizleştirilmiş ve çarmıha gerilmiş insanlığın bedeninde.

Bir milyon mum yanıyor, asla gelmeyen yardım için.

Daha karanlık istiyorsun, ışığı söndürüyoruz.”


Nakarat bölümünde kullanılan ‘Hineni’ sözcüğü, Tevrat’ta Tanrı’nın Hz. İbrahim’e seslendiğinde verdiği ‘İşte Buradayım’ anlamına gelen cevap. Nakarat şarkının final bölümünde adeta bir ilahi gibi tekrarlanırken seslendiren kişi Shaar Hashomayim Sinagogu’nun koro şefi Gideon Zelermyer. Yahudi olarak yetiştirilen Cohen’in nakarat bölümlerinde geçmişini referans aldığı ve anlam güçlendirdiği düşünülüyor. Nakaratın ‘Ben Hazırım Tanrım’ diye sonlandırılması ise hastalıklarla boğuşan ve yaşlanmış Cohen’in ölüme hazır oluşunu ifadesi olarak değerlendiriliyor.

Şarkının üçüncü bölümünde dinin çelişkilerine göndermelerde bulunuluyor:

“Hikayede bir ışık vardır ama hikaye hala aynı

Çekilen acı için bir ninni vardır ve suçlanacak bir paradoks.

Ama yazılı kutsal metinlerde ve öyle havai bir iddia değil.

Daha karanlık istiyorsun, ışığı söndürüyoruz.”


Dördüncü bölümde Cohen, insanın karanlık doğasını temel alıp toplumsal eleştiri yaparken kendi vicdan azaplarının, büyük zulümler yanında sönük kaldığı tespitinde bulunuyor. Şiddete özgürlük tanınmasını eleştiriyor:

“Mahkumları diziyorlar ve gardiyanlar hedef alıyor.

Bazı şeytanlarla boğuştum, orta sınıf ve uysaldılar

Bilmiyordum iznim olduğunu, öldürmeye ve sakatlamaya.

Daha karanlık istiyorsun, ışığı söndürüyoruz.”

Genel bir toparlama yapmak gerekirse şarkı için birçok acıya ve ikiyüzlülüğe şahit olmuş, uzun bir ömrün kıyısındaki yorgun ve hasta bir adamın veda ederken Tanrı’yla son hesaplaşması demek yanlış olmayacaktır. Artık şarkıyı dinlemeye hazır mısınız?



4 Şubat 2026 Çarşamba

Ali Ekber Çiçek - Haydar Haydar türküsünün hikayesi

Erken yaşta yetim kalan Zeynel Abidin, saz çalma ve deyiş söyleme yeteneğiyle parlar ve Aşık Pervane adıyla tanınır. Hacı Bektaş Dergahında uzun yıllar hizmet verip dürüstlüğü ve çalışkanlığıyla göze girer. Şeyhi Cemaleddin Efendi, sadık müridine Sıdkı Baba ismini verir.

Sıdkı Baba, yazdığı dokuz kıtalık bir deyişin sekizinci kıtasında mahlaslarını alma hikayelerine atıfta bulunur:

“On dört yıl dolandım pervanelikte

Sıdkı ismi buldum divanelikte

Sundular aşk meyin mestanelikte

Kırkların ceminde dara düş oldum.”


Büyük halk ozanı Ali Ekber Çiçek, deyişin sadece iki kıtasını kullanıp ve çeşitli değişiklikler yaparak başyapıtlarından biri olarak gösterilen Haydar Haydar türküsünü besteledi. Türkünün ismi Haydar Haydar, Sıdkı Baba’nın deyişinde geçmemekte. Nakaratlarda karşımıza çıkan bu bölüm, Hz. Ali’ye yiğit ve aslan anlamına gelen lakabıyla atıfta bulunmak için kullanılmış.

Türkünün ilk kıtası, aslında deyişin sekizinci kıtası kullanılarak yazıldı. Deyişteki dizelerde değişiklikler yapıldı:

On dört yıl dolandım pervanelikte – > On dört bin yıl gezdim pervanelikte

Sıdkı ismi buldum divanelikte – > Sıdkı ismin buldum divanelikte

Sundular aşk meyin mestanelikte – > İçtim şarabını mestanelikte

Kırkların ceminde dara düş oldum. – > Kırkların ceminde dara düş oldum.


Türkünün ikinci ve son kıtasıysa deyişin beşinci kıtası kullanılarak yazıldı. Bu sefer dizelerdeki değişiklikler kelimeyle sınırlı kalmadı. Sıdkı Baba’nın:

“Ben Adem’den evvel çok geldim gittim

Yağmur olup yağdım, ot olup bittim

Bülbül olup Firdevs bağında öttüm

Bir zaman gül için hara düş oldum.” şeklindeki dizeleri Ali Ekber Çiçek türküsünde:

“Güruh-u Naci’ye özümü kattım

İnsan sıfatında çok geldim gittim

Bülbül oldum Firdevs bağında öttüm

Bir zaman gül için zare düş oldum.” şeklinde yer aldı.


İlk kıtada Sıdkı Baba’nın müritlik yolculuğuna değinilir. İkinci kıtadaysa tasavvufi bir dille Kamil ve arınmış insan olma ve mürşide duyulan özlemden bahsedilir. Yaklaşık üç sene süren oldukça uzun bir besteleme sürecinin ardından ortaya çıkan eserin, icrası en zor türkülerden biri olarak gösterildiğini eklemekte de yarar var.